17 Temmuz 2018 Salı

kendi sesinde

kendi sesinde kendi şiirini okur çocuk

bir tahta kapının önünde daracık sokağa bakar
annesinin tokat izi yanağında al al
babasının yasağı
kapının önünde durur
belinde kovboy tabancaları
eli belinde başı dik
çocuk kendi şiirini okur

oyun oynayanları izler
patlak toptan alamaz bakışlarını
yokuştan kayanların yerine koyar kendini
bir tahtanın altını sabunlar
ver elini yokuş aşağı kayışa
sek sek oynar oynayanların yerine içinden
kaydırağı atar
üçlere
dörtlere
çizgiye hiç basmaz
kaydırağı kenar yapmaz
her sekişi kesindir
hiç kalmadan çıkar dışarı

beş taş oynar kızlarla uzaktan
bütün taşları toplar
köprülerden geçirir bir bir
parmaklarına takılmaz
en önce bitirir
kama atar
gelmeden birisi görmeden onu oynarken
kapının önünde durur
kendi şiirini okur çocuk

kendi sesinde kendi şarkısını söyler kadın

bir tahta kapının ardında
perdesi çekilmiş pencereden bakar
kavgadan
bağrıştan çağrıştan korkar
başı öne eğik
hırsını çocuktan almış kadın
kendi şarkısını söyler

odunu sobayı hazır eder
suları yedekler
yemek hazırlar
radyo sabahtan açıktır
kaynana dırdırı
misafir gelir çay demler
kolonya şeker
etrafı toplar okula yollar çocukları
pazara gider
akşam yemeği
toplanır sofra
yıkanır bulaşık
yatar çocuklar
leğeni suyu odaya
kapı arkasına taşır
yıkanır her şeyden arınmak istercesine
yıkanırken erimek istercesine
dökünür su
kendi sesinde
kendi şarkısını söyler kadın

kendi sesinde kendi öyküsünü anlatır erkek

meyhanelere, camilere unutmak için gider
neyi unutacağını bilmeden
yalnızca unutmak
hatırlamak istemez
yediğini içtiğini giydiğini
hatırladığı an teslimiyetidir onun
neye teslim olduğunu bilmeden
kendi sesinde kendi öyküsünü anlatır erkek

kahvelerde bunalır
boğulur odalarda
yığılır parklarda
meyhanelerde ayılır
vuruldukça sayılır
için için kırılır
kendi sesinde kendi öyküsünü anlatır erkek

kendi sesinde kendi dramını oynar sokak

suratına tahta kapılar kapanır
sesler yuvarlanır kaldırımlarda
akşam üstleri güneş kızıllığında
sararır parke taşları
vurulup çıkılır kapılar
elektrik direklerinde afişler
telefon tellerine takılmış uçurtma kuyrukları
rüzgarlarda salınır
akşamları yemek sonrası
parklara gidilir
girilen kollar
tutuşulan eller
bir ağlayışın susturulmasıdır
geri dönülemezliğin zehri
martılarının seslerinin işitilmesidir varyanttan

kendi sesinde kendi dramını oynar sokak

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...