15 Kasım 2017 Çarşamba

Kendimi Geri Aldım

Aya en çok yakışan şey su, sis ve bulut. Ayrılmaz, yıkıcı üçlü. Yok edici; dertlerini unutursun onlara baktıkça, erimek istersin aralarında; "beni de alın yanınıza." Onlar binlerce yıl birliktedirler, sen bir anlıksın, onların kadim dostluğunda.

“Yerinde dur, yalnızca bize bak yeter,” der ay, sis ve bulut. “Bizim birlikteliğimizin içinde” derler, “çöller, tipiler, fırtınalar, musonlar var. Bizden ilham al da şiir oku, şarkı söyle, sevgiline bizi göster, ama aramızda olmak isteme."

“Bulut yağar göz yaşı olur, rüzgar kumları savurur, ay olur, çakıllar ışıldar.”

Kumsal ve ay. Çakallara yol gösteren çakıl bir ay. Kuma ayın ışığı düşer. Aya kumun sıcağı ulaşır. Arada, boşlukta, yani arafta dolaşır dokunmadan birbirine ay ve kum. Ne aylığını ve kumdan aldıklarını kaybeder ay; ne kum aydan ışığını kaybeder, soğuk ve uzak sıcağını.

"Kumdan kalelerimi yıkma," der, "rüzgar"."O bir ayırma, kale değil, kaleye benzeyen bir farklılaştırma", der rüzgar. Kum "tanelerim anlam kazanıyor, kaleyim ben," dedikçe.

Biri piramitleri taşır sırtında, yıkılır bir dağ, kumlara karışır. Kumlar fırtınada savrulur, biri dağa döner oynak, ayak izleri yok olur ne kadar derin bırakmış olsa da. Fili yutan bir çöl.

Çizgiler, yüzyılların geçmediği bir dünyada, yalnızca kum, su ve ay var. Vahalarda kuyular yalnızca ayı yansıtır sığ sularından.

Bir gün olacak ve sadece iki şey olarak  kalacağız: ışık, ses. İstedikleri kadar çabalasınlar  tapınak  müridleri. Yazgı olamayacaklar. Kumun öfkesi akacak, ay gülecek. Bir gün, o kıl gibi denge kalktığı anda ya savrulup kopacağız  ya bir meteor gibi çarpıp yok edeceğiz  gezegenleri.

Kumun derinliklerine saplanmak, sisin içinde kaybolmak, ışığın solukluğunda erimek,  tek isteği. Görünmez olmak yalnızca. Savrulup gitmek istemez. Su ile iç içe oluşa geri dönmek ve orada kalmak. İlk  birleşmenin hazzı.

Kum tüm boşlukları dolduracak. Ayın ışımasına daha var. Dağları görünür yapacak karanlığın içinde deniz feneri.  Yanıp sönüyor. Isınacak.  Boşluklara  sıcak akacak. Sisler saracak yıldızları, sonra eriyecek içinde olunan an.

En kısa zaman. Şimdi veya sonsuz. Dün geçti yarın erken. Bugün: Yarının dünden öfkesi. Her şey erken. Geç: Bittikten sonra. Geç: yok.

Bittikten sonra "geç oldu" diyorlar. Bittikten sonra bitiş de geç, başlangıç da.  Her an erkeni yaşamak ay. Geç oldu mu iş işten geçmiş demek. Gecenin geç saati mi, sabahın erkeni mi şu an?  Sabahın erkeni... Gecenin geç’i yok.

Senin -den öncen, -den sonran yok. Miladın boşluğunda değilsin ve parçalanmadığın sürece daima şimdisin.

Dört yönden rüzgar esmeye başladı. Yapraklar bırakın kendinizi onun anaforlarına. Farklı göreceksiniz, sabahın buğusunu, farklı üşüyeceksiniz sabahın ninnisinde. Susmak anlam kazanacak, susmalar, sesiniz.

Fırtınalarda dondum, tipilerde gömüldüm, ateşlerde çözüldüm ve eridim.

 Hem donmak hem erimek ne güzel: Şimdi. Donarken sevdim, erirken nefret ettim. Gölgeydim önce. Sonra dünyaydım, aydım, kum ve fırtınaydım.

Kendimi geri aldım, sana verdim.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...