7 Eylül 2023 Perşembe

kayıtlarımı düşün hayatınızdan

kayıtlarımı düşün hayatınızdan
defterlerden
kütüklerden
listelerden
silin tüm bilgilerimi
adımı
soyadımı
doğduğum yeri
tarihimi
çıkarın hayatınızdan
anılarımı
size dair olan nem varsa
bilgilerinizi alın sizin olsun

biriktirdiklerim
üst üste koyduklarım
sevda zehirleriniz
düşlerimin kelepçeleri
ruh kapanlarınız
aşk masallarınız
okul sıralarınız
sırlarınız
sınırlarınız
hesaplarınız kitaplarınız
nutuklarınız
idealleriniz
sistemleriniz
öğretileriniz

siz yapmazsanız ben yapacağım
yırtacağım afişlerinizi
yasa kapaklarınızı parçalayacağım
dosyalarınızı engizisyon ateşlerine atacağım
marşlarınızı çiğneyeceğim
bayraklarınızı indireceğim
gökyüzünün maviliklerini kirleten
yol tabelalarınızı kaldıracağım yollarımdan
etiketlerinizi yapıştıracağım ağızlarınıza

geleceğimi kaldırın planlarınızdan
umutlarım benim umutlarım
beklentilerim benim
yelkenlerim benim
vapur düdüklerim
tren çığlıklarım
menzilsiz otobüslerim
bisikletim
motosikletim benim
ayaklarım benim

yürüyeceğim yollardaki
denizlerimi bölmeyin
durdurun sularımdaki kanamayı
dağlarımı sınır yapmayın
göçerlerim
gezginlerim
yolcularım
bir yurttan bir yurda göçsünler
bir sınırdan bir sınıra biçmesinler kimliklerini
gökyüzümü parçalamayın metal kanatlarınızla
delik deşik etmeyin ömrümü bombalarınızla
bugünümü esirleştirmeyin saatlerinize

takvimi yırtacağım bakın sözüm olsun
saatlerin yelkovanına akrebi sokturacağım
felç edeceğim saniyeleri
asırlara çevireceğim
yalnızca gündüzler olacak
yalnızca geceler olacak
gecenin bitimine sabah denecek
gündüzün geceye kavuşmasına akşam
en tepedeyken güneş öğlen olacak
başka bölmeye gerek yok günlerimi
bana yeter

biriktiricisi değilim hayatımın
kitaplarımı dağıtırım dostlarıma
sözlerimi
ezgilerimi
plaklarım alın sizin olsun
beni anın dinlerken
o da gelirse içinizden
ben kafamdaki seslerdeyim
ben kafamdaki sözlerdeyim
yollardayım
beni bağlayan hiçbir şey olmamalı hiçbir yer

çocuklar büyüdünüz hepiniz
kendi kanatlarınızdasınız
kendi yollarınızda
kendi yarınlarınızda
kendi çığlıklarnızdasınız hayatınızın
ister bir tamirci
ister atomu parçalayan
ister bir sevgili gibi sararsınız hayatınızı
ister bir düşmanmışçasına nefret edersiniz benden

saçlarım takılmalı yalnızca dallara
güneşin kızgınlığı yakmalı tabanlarımı
yürüyüşündeyim hayatımın
çanlar
çalıyor kulaklarımda
ziller
nabız atışları tik tak tik tak
titremeler alıyor bedenimi
gömün tüm kılavuzları
pusulaları
haritaları
kilometre taşlarını
yüklerinizi gömün
baltalarınızı  
silahlarınızı gömün
öfkelerinizi
hınçlarınızı
hırslarınızı
öldürmek oralarda işte hayatı
yok etmek oralarda işte hayatı
bir gergedan yalnızlığına çekilin benim gibi
bir fil seferine katılın yüzyıllar sürecek
bir kaplumbağa yavaşlığına getirin soluklarınızı
okşayın yüreğinizi kaburganız üstünden
attığını dinletin avuçlarınıza
bir çocuğun göğsüne dayayın başınızı
süt kokusunu çekin içinize
ve onun
biraz sonra
öleceğini düşünün
ölenler gibi
hareketsiz bedenini düşünün
kıpırtısızlığını
sertleşmesini
soğumasını düşünün
nefesleriniz insin
karnınız çöksün
gömdüklerinize bakın
barışınızın
bir günebakan gibi size döndüğünü görün
güneşine döndüğünü
güneşin siz olduğunu görün

resimlerimi yırtın
profilden
gülümseyen
kravatlı
ceketli
ciddi
vesikalık

yalnızca öylesine
bir mitingde yürüyen
bir bardak biranın tokuşturulduğu masaların
otobüslerde cam kenarlarından
senden habersizce seni taşıdıkları
resimler kalsın

gökyüzü
gökyüzü
mavi
beyaz
bulutlu
sisli
gökyüzü
sana bakarım
gündüz güneşim aydınlatır seni
gece ayım
yıldızlarım
hiç yoksa bir çakımlık kibritim aydınlatır seni
yüksekliğin başımı döndürüyor
altında yürümek
sonsuza dek
dağlara tırmanmak
denizleri kıyılarınca adımlamak

nehirleri kaynaklarına dek keşfetmek geliyor içimden
bir ağacın altında ekmeğimi bölüşmek
suyumu çiçeğinle paylaşmak
sigara dumanımı savurmak göğsüne
bir bardak çayını
terminallerin bekleme salonlarında ayakta
duvara dayanmış içmek
otların kokusunda uyumak
sineklerin okşayışlarında uyanmak yollara

yüksekliğin başımı döndürüyor
kuşlara baktıkça yükseliyorum
ağaçların tepelerindeki meyveleri kıskanıyorum
senin göğsüne dayamış başlarını da salınıyorlar rüzgarla

esirgeyen
bağışlayan
kucaklayan
gökyüzü
mavi
beyaz
bulutlu
sisli
gökyüzü
yüzüm sana dönük
arınmak istiyorum
kimliklerimden
yoksunluklarımdan
kinlerimden
kucakla ben
savur küllerimi
denizlere
dağlara
ovalara
tarlalara
ormanlara
göllere
ırmaklara

bir kuru gülümseme yeter bana
bir kuru ekmek gibi
ufalandıkça kırıntıları çoğalan
çoğaldıkça ufalanan üreyen bir tebessüm yeter bana

bir merhaba yeter bana
bir iyi geceler öpücüğü yeter bana
ensemdeki bir soluk ürpertisi yeter bana

cüzdanlarınız
banka hesaplarınız
kartlarınız
itibarlarınız
sözleşmeleriniz alın sizin olsun

sözlerim
seslerim yeter bana
onu duyacak bir çift kulak
onu okuyacak bir çift göz
onu dillendirecek bir ağız
onu savuracak bir nefes yeter bana

biçimleriniz
formlarınız
formalarınız
kapaklarınız
uzak dursun benden

kirazları yeryüzünün
erikleri
vişneleri
kayısıları
elmaları yeryüzünün
doyuracak beni

kaynakların acı sularını kana kana içeceğim
çam kozalaklarıyla oynayacağım
çakımla kamışları soyacağım
şehirlere gireceğim ve şehirlerden çıkacağım
kasabalara köylere gireceğim ve çıkacağım
belki bilmem köpeklerle dost olacağım
beni tanıyacaklar ve başlarını çevirip gidecekler
adım yok
sildim ya
kimliğim yok
kütüklerden düştüm ya
evim gökyüzünün altı ya
kendilerinden sanacaklar beni

haydi
kayıtlarımı düşün hayatınızdan
silin tüm bilgilerimi
çıkarın hayatınızdan beni
geleceğimi kaldırın planlarınızdan
denizlerimi bölmeyin
durdurun sularımdaki kanamayı
dağlarımı sınır yapmayın
bugünümü esirleştirmeyin saatlerinize
biriktiricisi değilim hayatımın

resimlerimi yırtın
bir kuru gülümseme yeter bana
bir kuru ekmek gibi
ufalandıkça kırıntıları çoğalan
çoğaldıkça ufalanan üreyen bir tebessüm yeter bana
bir merhaba yeter
bir iyi geceler öpücüğü
ensemdeki bir soluk ürpertisi yeter bana

sözlerim
seslerim yeter bana
onu duyacak bir çift kulak
onu okuyacak bir çift göz
onu dillendirecek bir ağız
onu savuracak bir nefes yeter bana

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...