25 Eylül 2020 Cuma

zırh

zırhımın altıdır 

düş ırmakları 

ne sıkı perhizlerle pekiştirilmiş

-usul usul dokunarak açılıyor çocukluğum


yassıtılmış

dövülmüş hınçlarım 

nerelerden geldiniz

nerelerde beklendim


köpekler havlıyor 

türküsü çalınıyor şu ovada 

tezenesine sesler konmuş abdalın

denizlerin rüzgarı esiyor


sokaklar sanki terkedilmiş kasabalardan geçiyor 

savrulan gazete sayfaları 

mazota bulanmış bezler 

ter kokularını savuruyor 


tabelalar gıcırdıyor 

karanlık evler 

ışıkları kesilmiş odalar 

gölgesi büyük kendilerinden

seslerden ses 

hayaleti uzun soluklu cümleler

anlamlarından ayıklanmış 


çıkıyorum hayatlardan 

yollardan yazacağım

yüreklerin serinliğini

içimde büyüyecek 

ses genişleyecek

çoğalacak kök salacak

nilüfer çiçekleri

ekeceğim gülümsemelerle

öpeceğim 

dua edermişçesine çocuk avuçlarını 

kalkarken göklere 

dağılacağım odalara 

hava alınan zerrelere

yükleyeceğim kendimi

nefeslerde çözülecek zırhım


mendiller  -sallanan 

yazmalar  -başa bağlanan

kuşaklar - bele dolanan

türküler şarkılar -söylenecek

ve ölümün bekleme salonlarında 

-unutulanlar

paslı tetanoz bir ömür 

-zamanın bıçakladığı

kanlı derimden

geriye kalan

kimseler olmayacak 

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...