zırhımın altıdır
düş ırmakları
ne sıkı perhizlerle pekiştirilmiş
-usul usul dokunarak açılıyor çocukluğum
yassıtılmış
dövülmüş hınçlarım
nerelerden geldiniz
nerelerde beklendim
köpekler havlıyor
türküsü çalınıyor şu ovada
tezenesine sesler konmuş abdalın
denizlerin rüzgarı esiyor
sokaklar sanki terkedilmiş kasabalardan geçiyor
savrulan gazete sayfaları
mazota bulanmış bezler
ter kokularını savuruyor
tabelalar gıcırdıyor
karanlık evler
ışıkları kesilmiş odalar
gölgesi büyük kendilerinden
seslerden ses
hayaleti uzun soluklu cümleler
anlamlarından ayıklanmış
çıkıyorum hayatlardan
yollardan yazacağım
yüreklerin serinliğini
içimde büyüyecek
ses genişleyecek
çoğalacak kök salacak
nilüfer çiçekleri
ekeceğim gülümsemelerle
öpeceğim
dua edermişçesine çocuk avuçlarını
kalkarken göklere
dağılacağım odalara
hava alınan zerrelere
yükleyeceğim kendimi
nefeslerde çözülecek zırhım
mendiller -sallanan
yazmalar -başa bağlanan
kuşaklar - bele dolanan
türküler şarkılar -söylenecek
ve ölümün bekleme salonlarında
-unutulanlar
paslı tetanoz bir ömür
-zamanın bıçakladığı
kanlı derimden
geriye kalan
kimseler olmayacak
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder