olan bu
yalnızca olan var
kimse yok şimdi
haftalar yok
ben yok oldum
bitmeyen gecelerden
bir şeyler beklemem nafile
kapıların önünden geçmem
parklarda dolaşmam nafile
günahkarım yakarmam nafile
haftalardır yakınmadan
kendimi boşluğun kamçısı ile kırbaçladım
bir çocuk ağlıyor
oyuncağını kaybetmiş
bir adam kelepçeli elleri
vurulmuş
bir yokluktan bir boşluğa dönüştüm
her şey arapsaçı çözülür
kitaplar biter yenisi çıkar
arkamızı döner gideriz
ellerim ceplerimde
arkamda tanıdık olmayan gözler
beni ben izlenmekteyim
akşam
kanepeye kıvrılırım
sızarım uyurum
uyanırım tavana takılır gözlerim
ne yaptığımı düşünürüm
ama bilemem
yalnızca olanlara bak der bir hikaye
hiç sonu yoktur hikayenin
olanlar vardır
ben terkettim kendimi
itiraf ediyorum
satırlar yazıyorum
aryalar dinliyorum
yıkandım ve arındım
günler sonra
dışarı çıkacağım
kalabalıklara karışacağım
her yüzde geleceğe dair aradığım
-çizgiler, kilometre taşları
siliniverecek zihnimden
tertemiz tenim
gözbebeklerim
birdenbire ve aniden
unuttum
çekip çıkarmak gelmiyor içimden
yıllar sonra yanmış çıraları
-yakıcı alevlerden isli uçlara
kumda söndürülmüş
düzlenmiş çöl kıvrımları
kum tepelerinden
kum tepelerine sıçrayışlarım
kahkahaları arkama almışım
dönüp gittim
mezarlardan mezarlıklardan
ilk günün yıkıntılarını onardım
kalan taşları kaldırırken
tekrar duysam kahkahaları
mahşerimde karşımda
biz buradayız deseler sesler
ben sizi gömdüm diyeceğim
bir kılım dahi kıpırdamayacak
bir hücrem bile
olan bu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder