dudak kenarlarına iliştirdikleri akşamları
gül dallı bulvarlarda hallaç gibi atmaktadırlar
öfkenin güz boşluğunda
dikenleşmiş saçlar
yosma tarak dişlerinde salınmaktadırlar
düş bozumu umutlar
çağırmaya durmuş intiharları
bitik yazgılara konulacak nokta
yakınlaşmış sır menzilinde çocuklara
sırılsıklam batan sıcağın
yeni sütten kesilmiş çocuğun ağız kokusu
tutkuların tendeki diş izleri
dursuz duraksız kavgalara çağırır insanları
terin kana kantar tuttuğu yılan demlerin
güzelliğin göz göz budaklandığı günlere düştüğü tarih
yalı meşeleri ile kurulan darağaçlarının
zindan duvarlarının üzerine yıkılmasıdır
1989
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder