9 Eylül 2023 Cumartesi

uyanırdım

beklediğimiz kendimizdi gece nöbetlerinde
sabahları çıldırtan falezlerin uğultularında dalgalanırdık
ayakta salınırdık ama terketmezdik düşleri
uykuyu yaşardık görüntüler silinirken
bulanıklaşıp giderken

denizlerin oyduğu kayalardı çöktüğümüz dehlizler
kelimeler saplanırdı kadınların dudaklarından dökülen
boşluklarım kanardı usulca öperken yaralarımı bir dudak
bir dilin ıslaklığında ürperirdi sırtım uykuları çağırırken
yatışırdı kınsız kinlerim bakışım donardı soluğum kesilirdi
anlam kaybolurdu ses kalırdı nerede diye ararken ellerimi gözlerim

rüyalar sökün eder gelirdi gündüz mü gece mi uyanık mıyım uykuda mıyım
bilinmez kasabalarda açardım gözlerimi ama bu köşe şuradaydı bu yol buradaydı
her iz bırakmış anının mekanları kurulurdu sisler arasında
her yer tanıdık her yer yeni her yer uzak

ikindiler kırklanırdı kırk günlük bir çocuğun kırklandığı gibi
dört yöne havada gösterilirdi dört yol ağzında kurulan yeni düş şehirlerim
konakların hayatlarına bırakılırdı sonra gelecek duaları
ve siyahı delik deşik örtüler çekilirdi
kat yerlerinde derin yaralar açan
bir hançerin gülümsemesi yayılırdı eğri ağızlı
çeliği nereden hangi su verilmiş
hangi çekiçle hangi örste yassıltılmış bilinmeyen

rüyalarımda boğazım kesilirdi
bir hırıltı ve boşanan kan başım yaşar ölürdü bedenim
tanığı olurdum ölümün acının ve yığılışın
dışarıdan bakardım uyanmayı beklerken
o düş şehirlerime kırkikindi yağmurlarına fırtınalara
falezlerde uğuldayan seslere öpüşlere öpen dudaklara
sırtımı yalayan soğuk nefeslere ihanet ederdim

o hayata ve bir daha kurulamayacak olana
uyanırdım

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...