9 Eylül 2020 Çarşamba

yürüyor su

yürüyor su 
belli ki kaçmış uykusu 
uyuyup da uyanmamak en büyük korkusu 

bir zamanlar gece 
vazgeçilmez şarkılar şöleni 
uygunsuz düşleriyle hüznün serüveniydi 
saçlar darmadağınık 
gözler deli 

bir zamanlar gece 
irkilip kalkılmayan uyku sınırları 
yürek ağrısız sevişmelerle 
ışık göçümsüz(*) sabahlara uzanırdı 

bir zamanlar gece 
kuş öyküleri dolu nefeslerle 
kendi sıcaklığına sığınmış ellerin 
kalemlere keremler gibi delilenip 
kağıtlarla söyleştiği inlerdi 
uzun kış gecelerinin 
çay misafirleriyle kitap sayfalarının kutsanıp 
zaman ırmaklarının taştığı ovalardı 

bir zamanlar gece 
anıların yüküyle batmanın boşluğunda 
yudumlanan biranın 
içe çekilen martı seslerinin özlemiydi 

bir zamanlar gece 
geceydi sessiz sakin uykulu 
bir volkanın altı gibi harlı 
bir dağın doruğu gibi karlı 
bir kervan yolu gibi ıssız 
bir kovanın içi gibi canlıydı 
geceydi 
hiç söndürülmeyen mumum ışığı 
yıldırımın gümüş yalımı 
sayılamaz kumuydu 
karanlık denizlerin 
geceydi 
bitmez sevişmelerin tükenmez heyecanı 

yürüyor su 
geceden sabaha kalan tortu: ölüm 
düşler boyu cebelleşip durduğu 
yürüyor su 
belli ki kaçmış uykusu 
uyuyup da uyanmamak en büyük korkusu 



 1988 


 (*) İsmail Uyaroğlu

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...