9 Aralık 2025 Salı

Çağ ölüme değer bir ölüm fikrini yaşatmıyor.

Öleceğini bilerek kendini kandırmak. Hayatın ne kadar güçlü bir dürtü olduğunu gösteriyor.

Beyninden ur alınmış. Patoloji sonuçları olumsuz. Radyoterapi, kemoterapi var. Bir yandan bacağından sarkmış sonda. Prostat kanseri. Zayıfladıkça zayıflamış. Gözleri göz çukurlarına gömülmüş. Burnu iyice büyümüş.

Bir hekim ameliyat diyor, diğeri gerek yok.

Önceden çok önceden kanserin kendine çok uzak olduğunu söyleyen bir iç ses susmuş artık. O hastalıklardan ölenleri biliyor. Arkadaşlarını kaybetmiş. Kızı başka bir derdin pençesinde kıvanıyor. Belki kendi kendine, "boşuna uğraşıyorsun, acı çekmemek için bırak git herşeyi, dağa ormana çekil, usulca öl git" diyen başka bir kafa sesi.

Belki ben de benzer hastalıkların pençesinde kıvanacağım. Ama diyorum ki, "bana bir şey olmaz, ben sağlamım. Ben neler atlattım bununla da çıkarım başa."

Hayat o kadar güçlü ki sana ne kadar sahte hayal varsa kurdurabiliyor. Ölme duygusuna set çekmek için düşündürmeyeceği hiçbir şey yok

Hayat o kadar güçlü ki sana ölme duygusunu ve ölümünden sonra arkandan neler konuşulacağı hayalini bile kurdurmuyor. Ölümü kabullenmeni, ona alışmaya çalışmanı çok görüyor.

Yok oluşu tamamen bir yok oluş olarak kabul edemiyorsun. Yok oluşu tekrar dönüşü olan bir yok oluş olarak kabul ediyorsun. Yokluğunu  kabul edemiyorsun.

Yaşadığımız çağ, ölüme değer bir ölüm fikrini bile yaşatmıyor.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...