Yaşadığı yere düşman olur. Hayvanlardan korkar. Düşman olur toprak üstünde, altında yaşarmışçasına geceleri yaşayanlardan. Yalıtılmış, korunmuş duvarlara sığınır. Sözlere, seslere tutunur. Kalabalıklar içinde eritir zayıflığını. Düşmanlıklarına başkalarını ortak eder. Başkalarının düşmanı olur. Korkularını başkalarının korkusu yapar. Gece yarıları seslerin zifiri yoğunlaşmalarında saatlere dayanır. Televizyon karşısında kıvrılıp uyumaların tutkunu olur. Sabahlara dek radyolar açıktır. Arabaları içeri taşımak için pencereler aralıktır. Trenlerin geçiş saatleri izlenir sektirilmeden. Trenin sarstığı bina, yaşadığını hatırlatır. Beş dakikalık mesafede Cebeci İstasyonu. Ama durmaz ki Kurtalan Ekspresi, Doğu Ekspresi. Koşsa ve el kaldırsa, binmek istese. Durmaz ki. Biri anlatmıştı. Bir arkadaşı Doğu Ekspresi lokantasında çalışıyormuş. Birlikte gitmişler Kars’a ve geri dönmüşler.
Ah bir tanıdığı olsa da onunla gidebilse o dağların arasına, kıvrılan vagonların içinde sabahlar gözlerine doğsa, geceler arkasına batsa. Durulan her istasyonda çeşmelerden sular içse.
***
Geçilen yerler anlatılır. Konuşmalar bir şekilde o konulara, o yerlere kayar. Benzerlikler aranır ve bulunur.
“Otobüslere baktın mı?”
“Gidilecek yerlere göre insanların yüzleri değişmiyor mu? Batıya, denize doğru gidenlerin yüzleri daha dingin ve güleç değil mi? Daha bir rahatlar. Ya bizim o taraflara gidenler, doğuya, kuzeye gidenler. Ne kadar kara kaygılılar.”
Yaşayan yerler anlatılır.
“Yumuşak, sıcak gülümsemeler yayılır yüzlere isimler duyuldukça ya da kasılmalar ve başı öne eğmeler. Senin de öyle olmuyor mu?”
Işık.
“Renkler açıyor içimi. Havanın kokusu. Artık ışığı özlüyorum. Koyu renkler, karanlıklar, bulanık renkler burkuyor içimi. Mavi çekiyor beni, sarı, turuncu çekiyor içine beni. Yüreğim kıpır kıpır.
“Bulutun grisi boğuyor beni. Asfaltın karası, duvarın ıslak beji, gözlerimi yakıyor. Sıcak istiyorum. Işık istiyorum. Biliyor musun?
“Trenlerin kıvrılışını görmek istiyorum. Gündüzleri yılan gibi yarıp geçişini, gözlemek istiyorum. Kırmız-mavi vagonlara el sallayan çocuklara el sallamak istiyorum. Hemzemin geçitlerde şapkamı çıkarıp sallamak istiyorum.
“Gündüz trenlerde olmak istiyorum. Yollarda olmak istiyorum. Bir işin peşinde gecelerimi ve uykularımı hançerlemek istemiyorum. Gündüzlerde kayıp giden yeşilleri, bozkırın gölgelerini görmek istiyorum. İnip çıkan rampalarda bir kaybolup bir görülen dağların belirsizlikleri istiyorum.
“Sabahın erken saatlerinde hareket eden trenin tıkırtısından çayın ve kahvenin genzimi yakan hasretini istiyorum.
“Yanımda oturan, sen, sevgilim benim, senin ellerini tutmak istiyorum. Başını omzuma dayamanı istiyorum. Soluk alışlarını kendi soluk alışlarıma ayarlamak ve birlikte seninle nefes almak istiyorum. Cam kenarlarını paylaşma kavgası yapmak istiyorum.
“Trenin koyu maviyi yırtışında onun bıçağı olsun gözlerim. Bakışlarımın yırttığı izleri görmek istiyorum.
“Gündüzü yaşamak istiyorum, çıplaklığında. İşlere gömülmeden, zorunluluklara bulanmadan; yaşadığım anların elimden habersizce akıp gitmesine dayanamıyorum.
“Gündüzleri yaşamak istiyorum. Gündüzümü istiyorum. Gündüzümde seni istiyorum. Seni gündüz yaşamak istiyorum. Gündüz sevişmek istiyorum.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder