“bak demene gerek yok. bakıyorum zaten” dedi kadın.
“neler yaşadık” dedi adam.
“neler yaşadığımı biliyorum” dedi kadın. “senin ne yaşadığını bilen sensin”.
“nerelerden geldik?” dedi adam.
“geldiğimiz yer önemli değil” dedi kadın. “nerde olduğumuz”.
“iyi günümüz oldu, kötü günümüz oldu” dedi adam.
“iyi günün senin iyi günündü. kötü günün senin kötü günündü. iyi günüm benim iyi günümdü. kötü günüm benim kötü günümdü. bizim günlerimiz olmadı,” dedi kadın.
“çocuklarımız var” dedi adam.
“mülklerimiz değil” dedi kadın.
“fırsatlarımı değerlendirdim ve kazandım” dedi adam.
“fırsatların kaybedeceklerindir belki,” dedi kadın.
“kazandım ama bedellerini ödedim” dedi adam.
“bedel ödenmişse kazanılan bir şey yoktur” dedi kadın, “sadece alınan vardır”.
“beklediğim gibi gitmedi son işler” dedi adam.
“beklenmeyene hazırlıklı olmalıydın,” dedi kadın.
“üzerime bu kadar geleceklerini hiç beklemiyordum,” dedi adam.
“evde karşılayacak olanlar vardı nasıl olsa” dedi kadın.
“söz verdiler, çözecekler” dedi adam.
“dağılanlar nasıl toplanacak?” dedi kadın.
“biraz süreye ve paraya ihtiyacım var” dedi adam.
“yaşamak isteyenlerin ölmesi nasıl engellenecek?” dedi kadın.
“ayrılmamız gerekiyor” dedi adam.
“bir olmamıştık ki,” dedi kadın.
“bir çocuk bende, bir çocuk sende kalsın” dedi adam.
“kim bölecek çocukları?” dedi kadın.
“annemle bugün parka gittik”
“babaannem beni sokağa çıkarmadı”
“dondurma yedik annem ve pınar ablayla”
“boğazımı üşütürmüşüm”
“dün yağmurda çok korktum. annemin yanına yattım.”
“ben hep ağlıyorum fırtına çıkınca. odamda yalnızım.”
“lunaparka gittik. çarpışan otolara bindim. annem ayrı ben ayrı”
“atlı karıncadan başka şeye bindirmiyorlar. bomboş dön babam dön”.
“ne zaman görüşürüz. babam nerede acaba?”
“anne seninle olmak ne kadar güzel. ben neden senin yanında değilim”
“evde annem bakar ben işleri yoluna koyuncaya kadar” dedi adam.
“çocuğu annene teslim et diye vermiyorlar sana” dedi kadın.
“o halde sende kalsın çocuklar. ama...” dedi adam
“evet bende kalsın çocuklar. ama...” dedi kadın. “nedir ama?”
“vazgeçmek için çocuktan sendeki mülkleri ver bana” dedi adam. “işi kurtarmam lazım”.
“iş için canından mı vazgeçiyorsun?” dedi kadın.
“tek çarem belki bu” dedi adam.
“ölümünden başka belki” dedi kadın.
“yapacak bir şeyim yok” dedi adam.
“yapacak şeyin var” dedi kadın. “unutmak.”
“neyi unutmak” dedi adam.
“o çocuklar için benden aldığın hazzı, çocuklardan aldığın hazzı” dedi kadın.
“hatırlamıyorum bile. çok yıllar geçti üstünden” dedi adam.
“başka hazlar, başka yollar, başka hayatlar” dedi kadın.
“yoksa sen seç” dedi adam. “büyük mü? küçük mü?”
“neye göre” dedi kadın. “küçük nasıl olsa hatırlamaz. ama anne beni neden seçmedin, çok mu güçlüydüm yoksa ben, derse. büyük nasıl olsa anlar. anne sen demek ki beni hiç sevmemişsin, derse”.
“seç” dedi adam “çocuklardan biri veya benim kurtuluşumu iflasımdan?”
“senin kurtuluşun olsun iflasından” dedi kadın. “çocuklar benim”.
“o zaman devret varlıklarını bana. bitsin bu iş” dedi adam.
“sen bir boşluk olarak yok olacaksın bende ve çocukların yıllarında” dedi kadın.
Açıklama:
Boşandıktan sonra bir maden - sondaj arama sistemleri ithalatçısında çalışmak zorunda kalan bir sekreterin arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesine şahit olmuştum. Kısa bir konuşmaydı. Boşanma sırasında kocanın çocukları paylaşma konusunda söylediklerini anlatıyordu sekreter. Onun üzerine kurgusal olarak yazdım bu metni. Bir yazımı arıyordum. Mevsimsiz edebiyat forumunda buldum bu metni. 22.07.2007'de yayınlamışım.
Not: Fotoğraf karesi "Sophie'nin Seçimi" Alan J. Pakula (1982) filminden. Meryl Streep - Kevine Kline.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder