9 Ağustos 2022 Salı

21.06.2022

21.06.2022
Rahim Kökçek'in öldüğü gün bugün. Tam 12 yıl olmuş. İstanbul'dan Ankara'ya gelmiştim. Özgül Özler Kökçek , Celal ve diğerleri de Rahim'i defnetmek üzere Muğla'ya gitmişlerdi. Bir gün sonra Michael Jackson'un ölüm haberi gelmişti.
Babamın ölümünden (31.01.1999) bir gün sonra Barış Manço'nun ölümü haberlere düşmüştü. Ben babamın her ölüm yıl dönümünde Barış Manço'nun onunla aynı gün öldüğünü söylerim.
Bu ikili ölümlerle eşleştirdiğimiz geçmişler yaşamımız içinde nerelerde olduğumuzu bize hatırlatıyor.
Adını aldığım (Hacı) Zühtü dedem ben doğduktan üç ay sonra Haziran 1962'de ölüyor. 60 yıl geçmiş üzerinden ve bunun farkında olan yalnızca ben. Sıdıka nine Özgür (07.02.1975) doğduktan bir hafta sonra (14.02.1975) vefat ediyor. Üç gün yatak dördüncü gün toprak oluyor. 43 yıl geçmiş üzerinden ve her yıl onu söylüyorum kendime: "Her ölümün bir doğumu veya her doğumun bir ölümü var." Köksal'ın doğduğu gün (16.04.1992) Çatalkafa Murat (kasap Mustafa'nın, Kasap Mesut'un kardeşi, Kasap Yunus'un abisi) motosiklet kazasında Çendik plajında ölüyor, karısı bir kaç aylık hamile iken. 30 Mayıs 2004 Özgenur doğuyor ve üç gün sonra Sebahat Halam bizi bırakıp gidiveriyor (3 veya 4 Haziran 2004).
Ne 60 yıl, ne 43 yıl, ne 12 yıl, ne 18 yıl, bunlara takılı kalmadan ama gerektiğinde hatırlayarak, gerektiğinde yaşadıklarımızdan dem vurarak geçiyor günler.
Sıkıntılı olan takılıp kalmak, hatırlamak değil. Kazuo Ishiguro'nun "Gömülü Dev (Buried Giant)"ini okudum bir kaç kez. Hafıza, geçmiş, bugün, silinip gidenler, sislerin ardında bir türlü ulaşıp dokunamadıklarımız, unutmalar olarak iz düşümlerini taşıyorum üzerimde.
Hafızanın bize oynadığı oyunlar. Hatırlamaya çalıştıklarımızın yanıltıcı ve güvenilmez olması bizi sarsıyor her geri kaçışımızda.
====
Tarihin ölü yıkayıcısı.
Los Angeles.
6 Mart 1941 (6 Mart benim doğum günüm).
"Vita brevis (*). Hayır, kimse beni hayatın kısa olduğuna inandıramaz. Sıkıcı olduğundan falan değil, gerçekten hatırı sayılır bir süreyi kapsadığı kadar uzun. En azından geriye doğru sonsuz. Breslau'da geçen çocukluluğum, fosil çağının derinliklerine uzanıyor. O zamanki adaşımla aynı kişi olduğumuz sadece bir kaç saniyeliğine aklıma yatıyor. O çocuk olsa olsa atalarımdan birisidir. (...) Hayatın evi küçük olabilir. Dıştan bakınca öyledir.Ama insan kendi dairesinin kapısından girip üç adım attıktan sonra arkasını döndüğünde, kapının yerinde yeller esiyor ve daire sonsuzluğu ile uzayıp gidiyor."
Günter Anders (1902 - 1992)
Umutsuzsam Bana Ne? Değilmişim Gibi Devam.
Günlükler.
İthaki Yayınları.
(*) Latince. Hayat kısa

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...