son çırpınışlarında han kapıları
artık bir daha ne yolcusu olacak hayatların
ne atların eşindikleri topraklar
duvarların ağırlığında çökmekte kelimeler
menteşeler sanki birer kuduz köpek
fırlatıyor çivilerini
yıkılıyor han dokunuşlarımla
ellerim avuçlarım müptela bu yıkmalara
dağlarım yok
vadilerim yarılmamış henüz
nehirler ateş kaynıyor
geceler çift güneşlere tutsak
bir kervan ovaların dağ sarkıntılıklarında
çıplaklığın yükünü yıkıyor
yağmurlardan arta kalan izler
deve gözlerinde kuruyor
son yollarda bir ulaktım
kervanlarda mektupları iletecek ne bir aşık kaldı
ne kapıları açacak asesler
ıssızım duvarların arkasında
ortağıyım saat tik taklarının sadece
bir de çingene kemanının çığlığı
yıkıntılarım hançerlenmiş
bunlar son anlamları kelimelerimin
işgal edilmiş bulvarlarda sabahın soğuk nefesi
kitaplarda gezinen hayaletlerin
fermanları çakılmış
kapalı mabetlerin kapılarına
hükmünü geçirmez olmuş boşluklar
tutuklu kelimelerime
zihnimin gömülü hazineleri
piramitler taşıyor gizlerinde
bir dağı yıkıyor taşlarım
bir dağa dönüyor sözlerim
ne kadar derin bıraksam
siliniyor ayak izlerim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder