28 Şubat 2021 Pazar

Ben öldüğümde

ben öldüğümde
iki tas su döksün oğlum başımdan
yalnızca iki tas
bir tas akıtmak için kirlerimi
bir tas da geliyorsa içinden öylesine
ben öldüğümde yüreğimin kabuk bağlamış yaralarını açsın
bağırdıklarımın kinini çıkarsın
kaşlarımın uçlarından çeksin tek tek
saçlarımın beyazlarını ayıklasın


ben öldüğümde ardımdan en mahrem sorularını sorsun
kızmayacağım söz
mahrumluklarımı
mahkumluklarımı
masum muyum suçlu muyum
mahpus muyum özgür müyüm
açığa çıkarsın tüm gizlerimi

ben öldüğümde dedesi gelecek gözlerinin önüne 
- belki, bilmiyorum
nasıl yıkandığını, ellerime sarılmasını
onu nasıl gördüğünü, beyaz çarşafın altında
karnının üstüne konmuş bir bıçağı ve bir kalıp yeşil sabunu

sonra ona baktığı gibi baksın soğumuş cesedime şaşkın, ağzı açık

benimle güldükleri aklına geldikçe, hafif mütebessim, okşasın saçlarımı
benden duyduğu korkular çıkar geliverirse bir anda anılarından
vursun inmiş karnıma cansız yana düşmüş kollarımı kaldırıp
“bu kollar ne kadar güçsüzdü”
“ölürken bile kendisini kaldırmadı”
“bu kafa ne kadar korkaktı” 
“düşlerini gerçekleştirmedi”
“bu gözler ne kadar ürkekti” göz kapaklarımı okşarken
“dünyaya dünya olarak bakmadı”
“bu ağız, bu dil ne kadar esirdi” 
“isyanının haykırmadı”
yanaklarımı tokatlasın 
“kendi korkularını bana aktardı” diye
sonra başını kalbimin üzerine koysun
inansın atmadığına

uzatsın saçlarını
kulağına küpe taksın
sabahlara dek sürtsün caddelerde sokaklarda
kitaplarımı saçsın yerlere parçalasın her birini isterse
kurtulsun babasının zindanlarından

ben öldüğümde oğlum iki tas su döksün
gövdemden aşağı süzülsün su
sevdiğim şarkıları duyunca kanalını değiştirsin radyonun
yaşıyorsa eğer Datça’da, gitsin Polat’la bir duble rakı içsin
fırlatsın kadehi denize

aklına geldikçe benim gibi yutkunmasın bana
döktüğü iki tas su  
sızdırsın anılarımızı  
mozaik boşluklara

ben öldüğümde yalnız iki tas su
iki tas su yeter senden
başkalarına da hacet kalmaz hani
sonra çık dışarı
arkanı dönme
son kez bakma
nasıl olsa her düştüğümde aklına
gerilecek çenen dalacak gözlerin

unutma ölümü
ölümü babanla hatırlamak gibisi var mı?
Hem ne kadar yakın
hem ne kadar kolay katlanılması
babanı hatırladıkça
hatırlayacaksın ölümü
ölümü unuttun mu
unuttun demektir babanı

ne hep unut
ne hep hatırla ölümü
gitme mezara
su dökme
yağmur ıslayacak
kar sızacak
çürüyen bedene nasıl olsa

ara sıra hatırla
sevdiklerimi sevme ben seviyorum diye
yapamadıklarımı benim yerime yapma

bir tas su dök 
yalnızca bunu yap bir defalığına
göz boşluklarıma dolanı usulca acıtmadan boşalt 
parmak uçlarınla  

mayıs 2001

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...