
ben öldüğümde
iki tas su döksün oğlum başımdan
yalnızca iki tas
bir tas akıtmak için kirlerimi
bir tas da geliyorsa içinden öylesine
ben öldüğümde yüreğimin kabuk bağlamış yaralarını açsın
bağırdıklarımın kinini çıkarsın
kaşlarımın uçlarından çeksin tek tek
saçlarımın beyazlarını ayıklasın
ben öldüğümde ardımdan en mahrem sorularını sorsun
kızmayacağım söz
mahrumluklarımı
mahkumluklarımı
masum muyum suçlu muyum
mahpus muyum özgür müyüm
açığa çıkarsın tüm gizlerimi
ben öldüğümde dedesi gelecek gözlerinin önüne
- belki, bilmiyorum
nasıl yıkandığını, ellerime sarılmasını
onu nasıl gördüğünü, beyaz çarşafın altında
karnının üstüne konmuş bir bıçağı ve bir kalıp yeşil sabunu
sonra ona baktığı gibi baksın soğumuş cesedime şaşkın, ağzı açık
benimle güldükleri aklına geldikçe, hafif mütebessim, okşasın saçlarımı
benden duyduğu korkular çıkar geliverirse bir anda anılarından
vursun inmiş karnıma cansız yana düşmüş kollarımı kaldırıp
“bu kollar ne kadar güçsüzdü”
“ölürken bile kendisini kaldırmadı”
“bu kafa ne kadar korkaktı”
“düşlerini gerçekleştirmedi”
“bu gözler ne kadar ürkekti” göz kapaklarımı okşarken
“dünyaya dünya olarak bakmadı”
“bu ağız, bu dil ne kadar esirdi”
“isyanının haykırmadı”
yanaklarımı tokatlasın
“kendi korkularını bana aktardı” diye
sonra başını kalbimin üzerine koysun
inansın atmadığına
uzatsın saçlarını
kulağına küpe taksın
sabahlara dek sürtsün caddelerde sokaklarda
kitaplarımı saçsın yerlere parçalasın her birini isterse
kurtulsun babasının zindanlarından
ben öldüğümde oğlum iki tas su döksün
gövdemden aşağı süzülsün su
sevdiğim şarkıları duyunca kanalını değiştirsin radyonun
yaşıyorsa eğer Datça’da, gitsin Polat’la bir duble rakı içsin
fırlatsın kadehi denize
aklına geldikçe benim gibi yutkunmasın bana
döktüğü iki tas su
sızdırsın anılarımızı
mozaik boşluklara
ben öldüğümde yalnız iki tas su
iki tas su yeter senden
başkalarına da hacet kalmaz hani
sonra çık dışarı
arkanı dönme
son kez bakma
nasıl olsa her düştüğümde aklına
gerilecek çenen dalacak gözlerin
unutma ölümü
ölümü babanla hatırlamak gibisi var mı?
Hem ne kadar yakın
hem ne kadar kolay katlanılması
babanı hatırladıkça
hatırlayacaksın ölümü
ölümü unuttun mu
unuttun demektir babanı
ne hep unut
ne hep hatırla ölümü
gitme mezara
su dökme
yağmur ıslayacak
kar sızacak
çürüyen bedene nasıl olsa
ara sıra hatırla
sevdiklerimi sevme ben seviyorum diye
yapamadıklarımı benim yerime yapma
bir tas su dök
yalnızca bunu yap bir defalığına
göz boşluklarıma dolanı usulca acıtmadan boşalt
parmak uçlarınla
mayıs 2001
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder