9 Aralık 2025 Salı

Taze Kız

Dünyanın sonundan çok şey beklemeyin.” Stanislaw J. Lec

Tomurcukları henüz terlemiş taze kız! İnandığın, yalan değil kendi gerçeğindir. Başlangıcın her döneminde yırtık bir sayfa bulursun. Altında sıradanlığın kalabalığına bulanmış yığınlar... Moloz sözler vardır... Moloz sözler ince düşünüşlerin kıvraklığında anlamlar içerir.

İnsanlara kendinden söz et. ”İnsan kendisi için bir derstir.” Başkası için bir kılavuz, neden olmasın?

Bulanık bilinç melankolinin tutsağıdır. Arzular hep zincire vurulur kendiliğinden.

Bir karabasan masalı olur dindirilmemiş yalnızlık. Her bakıştan, her sesten ya da dudağın kenarının belli belirsiz kıvrılışından damıtılan, olmayacak anlamlardır. Yüreğe çöreklenen yılanın kendisini öldüremeyen zehrinden de beter çömezleşir her yüz belli belirsiz bir ölü yıldız yoğunluğunda. Tüketilir sözler.

Her irkiliş bir iç çekişi çağrılar.

Bir karabasan masalı anlatır bastırılmış yalnızlık. Taşların ağırlığına özdeş, terli avuçlara çarpar çekiçler. Karanlık odaların soğuk geceleri ve boş caddelerin dehlizsi sokaklarında dolanır fırtına. Yerle bir eder düşleri. Karabulutları taşır karabasanlara. Karabasan ağırlaşır katmerleştikçe yalnızlık.

Sevda, Kaf Dağının erimsiz söylencesi.

Her hıçkırık küpeleşir.

Salyangoz, sırtında karanlığını yazgısıyla sürdürendir.

Büyüdükçe yalnızlık paramparça olur dil. Aşk, sevgi, dostluk, ölüm, kavga, dava. İçleri boşalır. Geçmez zaman. beklenen gelmez. Beklersin cam kenarlarında, uyku aralarında irkilirsin. Beklenen bilmeden beklendiğini; yakar uzaklıkların içinde eriyen gözbebeklerini bekleyenin.

Yalnız için...

Öfke... Hissettiğinin adı.

Güçlü... Olunmayanın yalanı.

Güç... Korkunun sığınağı.

Bir karabasan masalını emzirir yokluklar yalnızlığa...

Boz... Kurak baharın kırı.

Kurtuluş... Ben olarak düşünebilmek “biz”de olanaksız başkasını.

Yaşamak... Yarının tuzuyla yıkanmak.

Yarın... Bugünün geçmişten nefreti.

Günler, haftalar birikir yolların küfesinde. Yığılır karabasan masalları, kokuşmuş çığlıklarında çürümeye duran yalnızlıkların üzerine.

Ölüm. Sıradan. Olmamak... Senin dışında olanın sende ölmesi. Varoluş, senin sende ilkin doğması...

Yollara dökülür yalnızlar; masum hırsızlamalarla, yüzlerden yalnızlıkların hallerini damıtmaya, damızlık yalnızlıklar toplamaya.

Karabasan masalı bir gün biter. İnilir kayıktan. Topraklara sarınılır. Arınmış olarak uğurlanır dipsiz aydınlıklara.

“Bir sözcüğün üzerine kuşku kalesi kurma.” Bu sözcük yalnızlık da olsa.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...