Bu el titremesi kadeh tutarken
Bu yaşta nasıl koyuyor insana
Orhan gibi vaktinde gitmek varken
Değer mi oyalanmaya
Rakıdan, tütünden beter alışık olduğumuz
Korkunç bir şey var, hayat
Tutmuş bırakmaz bizi
Bir sıkımlık canımız çıkana kadar
[Cahit Sıtkı Tarancı]
Ardında karanlığı gizleyen pencereden kendi yansımla derin bir söyleşiye dalmışım. Yüzüme vuran ışığın aydınlattıklarıyla pencerede oluşan gölgeli, düşünceli gözlerim saatimin sarı kadranına takılır durur. Kendimi ikide bir Vincent’e bakmaktan alıkoyamam. Her bakışımda onun deli gözleri, delercesine beynime işler dünyanın acı söylencelerini.
Bir mit, bir masaldır dünya.
Söylentilerin ucu bucağı donattığı noktada özgürlük, bağımsızlık, bağlarından soyunma güdüsüyle yüklü bir soluk alma alanı başlar onun bakışlarında. Bakarım, çeviririm yüzümü ona. Sonra eğerim başımı. Buğulu camda dalgalanan yansım, yanına çağırır beni.
Bense kaçmak için ondan pencereyi ardına kadar açarım. Buyur ederim soğuğu odama ısınması için. Sonra kapatırım karanlığa. Sabahleyin kalktığımda taşırım bacaklarımda onu dışarılara.
Kafamda Vincent.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder