25 Mart 2008 Salı

Vincent’le Söyleşiler – IV : Dünya


Bu el titremesi kadeh tutarken 
Bu yaşta nasıl koyuyor insana 
Orhan gibi vaktinde gitmek varken 
Değer mi oyalanmaya 
Rakıdan, tütünden beter alışık olduğumuz 
Korkunç bir şey var, hayat 
Tutmuş bırakmaz bizi 
Bir sıkımlık canımız çıkana kadar 
[Cahit Sıtkı Tarancı]


Ardında karanlığı gizleyen pencereden kendi yansımla derin bir söyleşiye dalmışım. Yüzüme vuran ışığın aydınlattıklarıyla pencerede oluşan gölgeli, düşünceli gözlerim saatimin sarı kadranına takılır durur. Kendimi ikide bir Vincent’e bakmaktan alıkoyamam. Her bakışımda onun deli gözleri, delercesine beynime işler dünyanın acı söylencelerini.

Bir mit, bir masaldır dünya.

Söylentilerin ucu bucağı donattığı noktada özgürlük, bağımsızlık, bağlarından soyunma güdüsüyle yüklü bir soluk alma alanı başlar onun bakışlarında. Bakarım, çeviririm yüzümü ona. Sonra eğerim başımı. Buğulu camda dalgalanan yansım, yanına çağırır beni.

Bense kaçmak için ondan pencereyi ardına kadar açarım. Buyur ederim soğuğu odama ısınması için. Sonra kapatırım karanlığa. Sabahleyin kalktığımda taşırım bacaklarımda onu dışarılara.

Kafamda Vincent.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...