9 Aralık 2025 Salı

Mektup

Uzaklardaydım.

Uzun zamandır elime kalemi alıp mektup yazmayı böylesine içim çekmemişti.

Günler geçip giderken fark ettirmeden insanı da dolduruyor. Bir yokluyorsun kendini söyleyecek ne çok şey birikivermiş. Albenisine kapıldığın duygular, olaylar, insanlar...

Nereden başlayacağını bilemiyorsun. İşte hayatın çok boyutlu ve alıp götürüveren özü bu. Çevrimine kaptırdınız mı kendinizi kurtarmak için büyük çabalar gerekiyor.

Masada yazılmayı bekleyen mektuplar, okunmak için sıralanmış dergiler, kitaplar, kupürler, bildiriler, fotokopi ile çoğaltılmış makaleler... Açılmak ve tartışmak için kısa notlarla belirlenmiş fikirler, nikotinin keskin kokusu sinmiş, yıkansa da temizlenmeyen küllük, çay dolmayı bekleyen bir bardak. Fokurdayan çaydanlık. Gazı kaçmış yarım şişe bira...

Geçmiş günlerin aniden bastırıveren anı sağanağı en küçük bir çağrışımı dahi kaçırmıyor. Kulaklarımın pasını silen ezgiler...

Mektup yazmam gerekiyor. Ciddi, yüreğimden akan, sırça avuçlara dolan mektuplar.

üçük ayrıntılarımı, masamı, dağınıklığımı, boş vermişliğimi, derbederliğimi değil... İşimi, arkadaşlarımı değil... İnsansızlığımı yazmalıyım...


Akşamların güneşe vedasından bahsetmeliyim mektubumda. Ağlamaklı gökyüzünün güneşe vedasını. Sararan ve kızaran ufukları maviye boyayan bulutların düş bozumlarını yazmalıyım. Düş bozumlarının karartmaya duruşunu.

Ellerimden kopup gelen seğrimeler silsilesini. Parmaklarımın titreyişini... Sarhoş gibi; tutulan, parmak arasına sıkıştırılmış bir dal sigaranın duman savurduğu ufukları yazmalıyım.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...