9 Aralık 2025 Salı

Bugün Pazar

Bugün Pazar.

Ama bugün de iş var. Düz ovanın ortasında güneşin altında nikelajlı depoların üstünde yansıyan sıcaklık ve aydınlık gözleri kör ediyor.

Binalar yavaştan yükseliyor. Beton mikserleri gidip geliyor.

Kalıplar sökülüyor... Kalıplar çakılıyor.

Sesler ne yazık ki ne ter kokusunu ne çimento, kum, ne de kireç kokusunu taşıyor yanıma... O gece kendi şarkısını söylerken bıraktığım sardunya kokulu öpüşleri olan adını bilmediğim, sormadığım, sormayacağım o hüzün bakışlı kadının kokusunu taşıyamadığı gibi.

Bugün Pazar.

Diğer günlerden ayrımsız. Girişler, çıkışlar, puantajlar, ödemeler, yazılar, raporlar, kamyonlar, araçlar, ecza kutusu, kırtasiye dolabı, daktilo şıkırtıları, çay bardakları, tepeleme izmarit dolu küllük...

Sıradan işler... İşler sıradan bitiyor... Ama onlarsız yürümüyor şantiye...

Ben nasıl yürüyorum oysa.. Yüzleri görmeden, farketmeden, saçları koklamadan, nefesleri ensemde hissetmeden ve fısıldayan sesleri kulağımda duymadan ben, insansız nasıl geçiyorum zamanın çemberinden biliyor musun Gölgem?

Zaman sensiz duruyor benim içimde.

Akıp giden yalnızca koparılan, cildinden, yapışkanından ayrılan, sonra buruşturulup atılan takvim yaprakları.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...