9 Aralık 2025 Salı

Bugün ilk kez

Bugün ilk kez içim bir hoş uyudum öğleye kadar. Bugün ilk kez bir yumuşak tebessümle dolandım evin içinde. Hiçbir yere gitmedim. Hiçbir şey yapmadım. Bugün ilk kez kaygılanmadım. Bugün ilk kez içimde bir çiçeğin uç verdiğini duyumsadım. Bugün ilk kez sıcak su ile yıkandım. Sıcak suyun beni gevşetmesine izin verdim. Beni kasıntılarımdan, kaslarımdan çıkardı su. Onun altında dakikalarca durdum. Eridim suyun altında.

Bugün ilk kez dolaplarıma baktım. Ne var ne yok diye. Masamdaki kitapları, defterleri, notları kaldırdım. Yalnızca kafam var. Yalnızca boşluk var odamda. Bugün ilk kez Pink Floyd dinlemedim. Bugün ilk kez başka kanallara çevirdim radyomun ayarlarını. Dünkü, ondan önceki gazeteleri okudum. Sayfaları çevirdim acemice. Nerde kim varmış gibi bakarcasına.

Bugün ilk kez sanki sokağa çıkacakmışçasına hazırlanıyorum. Dışarıda çılgın bir yağmur var. Gökyüzü kapkara ama benim için ilk kez aydınladı yollar, sokaklar, evler, caddeler. Anlamların peşinde olmamak hünermiş. Bunu ilk kez bugün hissettim.

Zehirlerimden arınmış satırlar yazacağım bugün. Güzellikler damıtacağım kelimelerden. Umutlar taşıyacağım yapraktaki çiğden yansıyan ışıklarla. Dağları anlatacağım, haykırdığında cevap veren, dinleyen. Gölleri anlatacağım, denizleri, en parlak ışıklarıyla yüreğin içine giriveren yakamozları anlatacağım.

Hayatın kıvranışını değil coşkusunda oluşu söyleyeceğim. Balıkçıları değil balıklaşan umutları taşıyacağım sofralara. İyot kokularını, parlak yeşil gri sırtları, kuzuların melemelerini, köpeklerin havlamalarını dinleteceğim. Neşeyi nasıl çağırırmış büyücüler, şamanlar, brujolar, onları anlatacağım. Duman işaretlerini, yıldızlardan yol bulmaları, büyük ayıyı küçük ayıyı.

Bu sabah evrendeki ölü yıldızları topladılar. Bu sabah çöpler toplandı yollardaki. Bu sabah uykuların karabasanları çekildiler kendi yurtlarına. Bu sabah ölümün taşıyıcısı Hades terk etti ovaları, dağları denizleri. Bu sabah sıcak kendini kavurdu kendi ateşinde. Yağmurlarımı saldım üstüne. Soğuyor.

Geçiştirmek yok zamanı. İtelemek, ötelemek yok günleri. Gevelemek yok sözleri, sesleri. Kelimelerle oynamak yok. Bu benim hayatı yaşamak istediğime dair ilk çığlığım belki. Hayatı yaşamanın herkesin çığlığı olmasını istiyorum.

Haykırıyorum: Duy beni. Gölgem!

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...