9 Aralık 2025 Salı

Yeni yenilemiyor beni

Gündüzleri yaptıklarımdan hiçbir şey hatırlamıyorum. Geçen hafta ne yapmıştım, geçen ay ne, hatırlamıyorum.

Gündüzleri yaptıklarımın hiç değeri kalmadı gözümde. Bana uzak ve yabancı.

Gündüzlerime yüksek bir yerden, gecenin içinden bakıyorum. Acıma içindeyim unutulup giden saatlere.

Akşamları ara sıra hatırlamadığım bir nedenden ötürü çıkınca dışarıya, sanki başka bir dünyaya gelmiş gibi hissediyorum kendimi.

Gündüz saatleri ölmüş bir bedenin cansız soğumasında. Biraz kendine, dışına kaçabildiğin anlar hariç. Bir gündüz yolculuğunda otobüsler, trenler böyle kaçışlardan ikisi. Bir çocukla oynamak, yağmurda bir bulvarı aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya yürümek.

Telefonlar yoruyor. Yalnızca sessizde, zil sesi duymak istemiyorum gündüzleri. Yediğim yemek, içtiğim çay, kahve, sigaranın nefesi o anlamsız saatlerin anlamsız tatları. Farkına varmadan bitiyor bardaklar. Şeker atmış mıydım? Karıştırmış mıydım? Hatırlamaya çalıştığımda, ne yaptığımı farkına varıyorum.

Kurulmuş ve bırakılmış bir pilli bebek, sanki ben oyum, kurulanı yaşayan.

Uykularda yaşıyorum. Işıklı saatler kararıyor, karanlık saatler ısıtıyor, kendisine çağırıyor gözlerimi ve tahayyül ettiklerimi görmeye. Gündüzün, ışığın yaraladığı gözlerimle kaçıyorum. Gölgelere veya gecelere sığınıyorum. İşin curcunasından sokağın heyecanına gece yarıları çıkıyorum. Sonra evin, odanın, yatağın kapanışına saklanıyorum.

Yazı. Bir grizu patlaması gibi dağıtıyor beni, geceleri öldürüyor, en çok yaşamak istediğim coğrafyada, ölümümün tanıklığını yapıyorum. Kağıt, kalem, kaçışımın fay kırıkları. Kelimeler, sesler, harfler fışkırıyor.

Onları yalnızca geceleri toplayabiliyorum, karanlık ağlara takılmış olanları. Toplarken bir türkü çığı düşüyor üzerime, soğuk. Bildik, duyduk, alışıldık sözlerin arasına sıkışmış ezgiler yelken açtırıyor kelime seferlerime. Değişmeden, alçalmadan, yükselmeden, dalgalanmadan, tizleşmeden, pesleşmeden, bemollerin tepelere çıkışları, diyezlerin intiharları, öylesine akıveren akordiyon (a)korları düzleştiriyor aykırılıklarımı, çıkıntılarımı. Arınıyor topraklarından, cilalanıyor çıplak ruhum. Kelimeler, sesler güçlenirken, anlamlar zayıflıyor. Yitiyorlar, biçimlerin arasında.

Değişen bir şey yok. Yeni hafta sonları, yeni aylar, yeni yıllar, yeni işler, yeni insanlar, yeni yollar, yeni beklentiler...

Yeni, yenilemiyor beni.

Senin yenine dayanamam. Beni terketme gölgem.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...