Ne kadar zor geliyor bir işe başlamak. İş derken, mesai harcanan, çalışılan yerler anlamayın. Diyelim ki bir resim, bir karikatür veya bir desen; diyelim ki bir mektup, bir arkadaşınıza; diyelim ki evde temizlik yapmak.
Kendimden örnek vereyim: Bir konu hakkında birisi veya birileri ile konuşacağım veya tartışacağım. Düşünüyorum. Yolda, yürürken, otururken, otobüste, metroda veya uygunsuz anlarda hep kuruyorum. Neyi, niçin nasıl ve neden söyleyeceğimi en ince ayrıntısına dek kuruyorum. Sonra masanın başına oturup şunları bir yazayım, kağıda dökeyim diyorum.
"İşte o an bir fırtına başlar."
Her şey kurgularından, çivilerinden fırlayıp üşüşüverir kalemin ucuna. Nasıl başlayacağım? Bilmiyorum. Nasıl sıraya sokacağım? Bilmiyorum. Kalem çalışmaya başlamadan yorulmuştur. Gözüm bir yere takılır, zihnim tekrar sıraya sokmaya çalışmaktadır, saldıran herşeyi. Saldıran herşeyi sıraya sokan zihnim. Ne büyük bir paradoksa düşerim o an bilemezsiniz. Düşüncelerimi prangalayan, neden-sonuç ilişkilerini koyup etiketleyen zihnim, sanki kendisi tasnif etmemiş gibi tekrar tasnif etmeye başlamıştır. Tasnifin tasnifi. O yeni tasnif bitmeden bana rahat yoktur. Yazacağım yazı o süre içinde bitmesi gerekirmiş gibi, sonra unutulacak ve tasnif dağılacakmış gibi huzursuz etmeye başlar beni zihnim. Bak bunları ancak düzenleyebildim, ne yapacaksan yap der sanki. Kalem akıp gitmez. Unutacağımı fısıldayan bir iç ses içimde dürtüp durur beni.
O sırada daha önce düşünüp bir yere sıkıştıırdıklarım sökün eder gelir. Not almamıştım hiçbirini. Nereden çıktı bunlar? Zihnim nasıl sakladın sen bunları, yoksa çöptür diye unutulma çöpüne mi gönderdin benim onayım olmadan?
Bocalar dururum.
Bir film geldi aklıma. Orada bir yazar, "sadece yaz," der, sonra toparlarsın. "Yazarken düzeltme, düzenleme, parmaklarını özgür bırak nasıl yazarsa yazsın, ne yazarsa yazsın. O yorulur, sonra düzelticin devreye girsin." (Finding Forrester - Yönetmen Gus Van Sant. With Sean Connery, Rob Brown, F. Murray Abraham, Anna Paquin.)
Yazmak aslında tasarlamaktır. Krokisi olan, yolları belirlenmiş, kilometre taşları konulmuş olan ama hatları çizilmemiş bir tasarım işidir. Her an sapma hakkını kendinde gören, değiştirme haklarını istediği gibi kullanan bir tasarım.
Bir işe başlamak gerçekten zordur.
Beyaz kedi her yanı tarayıp ertesi gün için gökyüzünü temizleyen gümüşsü ayı temsil eder. Beyaz kedi "gizlice ortadan kaybolanları izleyen, iz takip eden avcı; araştırıcı; kelebek avcısı"dır. Margaras "ternizleyici" ya da "kendi kendini temizleyen hayvan"dır. Yolu gümüşsü ayla aydınlanmış olan beyaz kedi avcı ve katildir. Bütün karanlık, gizli yerler ve varlıklar o karşı konulmaz ölçüde tatlı ışıkta ortaya çıkar. (William S. Burroughs - İçerdeki Kedi)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Eski Videolar
Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...
-
Şahin Şahvelioğlu (1958 - 2017) ------------ 16 Mart 2017 Perşembe - Kırıntı Köyü halkımızdan Şahin Şahvelioğlu (59) İstanbul'da ya...
-
Belleksizleşmek İstiyorum. Bu bir beklenti değil, bu bir niyet değil, bu bir geri çekilme veya kaçış değil. Tükenmiş olmanın doğal bir sonuc...
-
Mustafa (Kayalı) Dedem'in kırklı, ellili yıllardan kalma Ece ajandaları vardı, herbir güne alacak, verecek yazdığı. Defterleri bana gel...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder