9 Aralık 2025 Salı

Sabah

Sabah. 

Hava kapalı. Bulutlar yağmura gebe.

Ölgün bir renk yağmış Ankara'nın her yanına. İki yüzlü, kasvetli, ölüm karalığına bürünmüş bir çehre. Manyetoların tıkırtısı duyuluyor kapalı kapıların arkasından. Körpe etlerin dişlenmesine benzer sesler taşıyor o sokaklara. Kara namlulara sürülmüş ölüm öpücüğü ıslaklığında mermiler hazır bekliyorlar. Romanlarda, filmlerde bir gözü trohomlu kör cellat imgesine benzer bir kara delik çevrilmiş şehrin her yanına.

Kuşların rengi simsiyah. Kanaryalar sarılarını çıkarmışlar, bülbüller kızıl göğüslerini karaya boyamışlar, mavi tüyleri dökülmüş muhabbet kuşları. Alevler sadece kara duman savuruyor. Yalnızca şehrin bir yanı var gece aydınlık, geri kalan tüm şehir zifiri bir karanlıkta.

Et kokuları geliyor burnuma. Ne koyun eti ne dana eti. Elim yandığında duyduğum koku. İnsan eti kokusu. Ütülenmiş kellelerden gelen kokular bunlar. Yanık saç, kıl kokuları.

Çığlıklar yükseliyor bacalardan. Pencereler, kapılar önlüyor kaçmasını seslerin. Yalnızca bacalar var.

Hava kapalı. Sabah. Yağmura gebe bulutlar. Mezar kazıcıları neden bu denli güleç bilmiyorum. yeni müşteriler, yeni çukurlar, yeni mezar taşları.

Filan günün, filan sabah saatinde boyunlarındaki ip izleri, ipin morlukları bulunanlar kazılan çukurlara, sessizce gömülmüşler.

Sabah. 

Hava kapalı yağmura gebe bulutlar. Bulutlar ağlamıyor. Göz yaşlarını boşaltmıyorlar. Öfkelerini biriktiriyor bulutlar.

Ağlayın bulutlar. Sizlerin kahırlarını çekmeyelim. Göz yaşı pınarlarım kurumuş. Senin kuru değil Ağlasanız ne kaybedersiniz.

Sabah. Hava kapalı. Yağmura gebe bulutlar. Pencere kenarında seni seyrediyorum. Seni seyrederken ben neler düşünüyorum senin hakkında anlatayım:

Ankara kalesinin altında senin alev alev yanışını düşlüyorum. Kulaklarımın yanından, başımın üzerinden kurşunlar vızır vızır geçerken ben elimde lacivert ve şekli bozulmuş kasketimle sana selam yollayacağım. Göz yaşlarım kuru. Senin için ağlamayacağım. O mağrur tepenin düzlenişini göreceğim Kayası aşınmış un ufak edilmiş, çanı kırılmış bir Çankaya göreceğim ve güleceğim.

27.07.1983

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...