16 Ocak 2010 Cumartesi

Silinmiş bir geçmiş

Dün bir hışımla yürüdüm. O okul günlerimin yollarından bir kez daha geçtim. Yıllarca geçtiğim halde bende hiç bir çağrışım uyandırmayan o yollar, dün beni anı sağanağına boğdular. Çünkü bomboştular. Yapayalnız kalmışlardı. Üzerinden milyonlarca geçen ayak, tekerlek, pati artık benim olan tüm izleri silmişti. Kaybolmuş gibiydim ve bu kaybolmanın bilincine varıyordum. Benden bir kaç iz kalsın diye anılar tekrar ıslattılar beni. 

Sigara aldığım büfe. Artık Hüseyin çalıştırmıyordu. Seyyar köfteciler. Köftenin kokusu bile değişmişti. Benim köftelerim değildiler. O günlerden hiçbir iz kalmamıştı. Kaldırımlardaki parke taşları ayak seslerimizin yankılarını kaybetmişlerdi.

Koşarcasına yürüdüm. Beklercesine kolaçan ettim etrafımı. Silinmiş bir geçmişle karşı karşıya kalmıştım. Uzun yılları, silinmiş yıllarla karşılaşmak için mi biriktirmiştim içimde? 

Taşları taş olmaktan çıkarıp yol yapmış asfaltlamış ve örtmüşüm.

Yürüyüşüm bugün bu yaşayacaklarım için miymiş?

Yalnız, silinmiş bir yaşam, örtülmüş bir yol, geri dönüşünü kaybetmiş bir çocuk olarak kalakalmak.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...