"Sevgi" aslında bir özne, bir yüklem ve bir tümleçten oluşan ve büyük harfle başlayıp nokta ile sonlanan bir cümle veya cümleler silsilesi değil.
Önüne gelen sevginin mahiyetini, ne olup olmadığını anlatmaya çalışıyor, ister yazar, şair, ister filozof, sosyolog, psikolog, ister sıradan kişiler.
Mesele "sevgi", onun içeriğinden, tümlüğünden, tutarlılığından çok "sevgi" kelimesi ile şeyler, nesneler, olgular, kişiler, kavramlar, anlamlar arasında kurduğumuz ilişki ve bu ilişkinin fark edilme biçimidir.
Sevgiyi tanımlamak yerine "sevgi" altında kurulan ilişkiler, bağlantılar aracılığı ile o dışımızdaki tüm varlık biçimlerinin "ben" bağlamında kurulan empatisi, "ben" üzerinden taşınan "aşkınlık"ı, bir yüceltmesi, farkındalığı, ayrıştırması ve bu durumun özel olduğunun, şahsiliğinin bilinçlilik hali olarak ele alınmalı.
Sevgi bir bağlantılar, ilişkiler bulutu. Sorunumuz ise"sevgi"yi genelleştirmek ve kalıplaştırmak. Herkes için aynı şekilde tanımlı, aynı etkileri duyuran, aynı sonuçları üreten bir yapı olmasını istemek, zorlamak. Burası çıkmaz sokak.
Çözüm kısaca ve basit olarak onu tanımlamadan "şahsileştirmek". "Şahsilik" kişinin mikrokosmosuna inmek demek. O nedenle sevgi kelimesini kullanırken, yaşadığımıza "sevgi" derken, bu başka bir şey olabilir mi diye düşünmemiz gerek.
"Hoşlanma", "haz", tutku", "arzu", "aşk", "arkadaşlık", "dostluk", "yarenlik", "yarlık" kavramlarını "sevgi"nin yerine ikame ederek duygulanımlarımızı (affecto - Spinoza) kendimize anlatmaya çalışırken yaşadığımız çatışmaları ortadan kaldırabiliriz
Çünkü "sevgi" bulutu içinde aslında kavram diye tanımlama girişimlerinde bulunduğumuz "tutku", "aşk", "haz", "arzu"lar da göstereni ve gösterileni olan ilişki, bağ biçimleri olarak genel anlamda "sevgi" bağı bulutunun görünümlerinden bazıları olabilecektir.
O zaman birbiri yerine yanlış kullandığımız kelimeler yanlış kullanımlar olmaktan çıkıp bize dair anlaşılma, hissedilme, yaşanma halleri olacaktır.
Asıl olan bir duyguyu, bir biçimi, bir bağı, bir ilişkilendirme edimini kelimelere sıkıştırmak eylemi olmaktan çıkarmaktır. Çünkü kelimeler "sende" veya "bende" olanı hakikat olarak yansıtamaz. Kısmidir ortada görülen.
Davranışlarımızın muhatap olduğu, şahsiliğin üzerinde yarattığı etki ancak belki "sevgi" / "sevgisizlik" gibi hissedilebilir, o kadar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder