[Alan W. Watts]
Öylesine çiziktirilmiş boş kağıdın buruşukluğuna sığınan bir saçak altı kedisi, havada donmuş bir kuş kanadı sıcaklığını, kuyruğuna sıkıştırdığı şubat ayazıyla sırtında kamburlaştırarak göçüp gitmede, kendini pazarlayan orospu bir şehirden.
Yolların, aldatılmayı kabul ettiğinin kaçıncı seheri bilinmez; bir sarı küfür çıkıyor örtük kapıların altından usulca.
İş olsun diye alınan selamların ağırlığına katlanamayan sütçü beygiri, “allasen” bayağılığı altında mortu çekerken başında tek Fatiha okuyanı yoktu.
İnce, yivli bıçağın, Bursa söğüdünün, deştiği bağırsaklardan sızan kana özenen parmak araları, soğuk batışın tırmaladığı mayasıl çatlaklı ellerini, kırmızıya çevirmekte.
Bağlılığın sona ermesine az kala bağlanmanın korkunç dayanıklılığına takılıyor gelecek düşleri. Kurgulanamayan, rastlantılara dayalı bir geleceğin kaygıları, uykuları baltalayan bir karabasan. Hafakanların döküldükleri dehlizler denizi.
Her günün bitimini çalan bir hırsızlama söylencesi yükümlülükler; ölmenin uykulara sığındığı kuytular.
Yalnızlığı hep beraber yaşayan koğuş insanlarını bir düşünün ve sırtlarına yüklenen prangaları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder