12 Mart 2008 Çarşamba

Münir Nurettin Selçuk


Akşam, yine gölgen, yine gölgen, yine akşam
Gölgen, neyi görsem, neyi sevsem, neye baksam
Sensiz içilen bade karanlık dolu bir cam 
Gölgen, neyi görsem, neyi sevsem, neye baksam

Güfte:Cemal Nabendid, Beste:Sadettin Kaynak]


Sınırlı ve sıkış sıkış akıyor ömrümüz. Bir havlamaya, yüreğin ta derinlerinden kopup gelen küfre yabancıyız. Yabanlığa inat kuruyoruz kendi arıtılmış hayatlarımızı. İlkeler, duyarlılıklar, incelikli davranışlar adına rendeliyoruz doğamızı. Uykuya, sevişmelerin sonrası hasretiz. Akşamları kadehler başında, alış veriş telaşında yıkamaktayız.

Akşam alaca alaca çekmiş lacivert tülünü. Çocuklar gece oyununa çıkmış, serinlik vakti. Kertenkeleler yuvalarına kaçışmış. Şiirler okuyorum kimileyin suskun, kimileyin avaz avaz; kimileyin boğazımda düğümlenen kelimelerle. Artık seçiyorum kendimi, puslu, bulanık, perdeler arasında, şöyle böyle. Burada, şurada seçiyorum kendimi; belli belirsiz, izli izsiz. Seçiyorum kendimi fırça vuruşları henüz bitmemiş bir resimmişçesine.

Seçerken kendimi, başkalarıyla seçtiğimi anlıyorum. Onlar belirliyorlar beni. Onlara göre buluyorum kendimi. Bir Münir Nurettin Selçuk gazelinin sarhoşluğu kaplıyor içimi. O ses, kalp kapakçıklarımı parmaklarına geçirmiş.

Çocuk sesleri çekildi. Cırcır böceği doldurdu geceyi. Ipıssız bir dünyada her şeyin, herkesin bir sahibi var. Sahiplenilmemiş bir cırcır böceği sesi olmak ne güzel. Ben İspanya’dayım oysa ve yıl 1936. İç savaştayım. No pasaran. Hüzünlü coşkusu, öldüresiye sevdası, çingene ağlayışlarıyla raks eden çıplak ayaklı bir İspanya burası.

Her şey alev, ateş, sıcak ve ölüm. Benim alnım ise kuzey iklimlerinin soğukluğunu arıyor. Akşam ve ben yalnızım yine. Yığışan, çöküşen, altından kalkılamaz bir yalnızlık.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...