22 Mart 2008 Cumartesi

Fırıldak


Bir yokluğun ızdırabı kemiriyor içimi. Yitirilen zamanın, kıymeti bilinmeyen yüceliği eziyor benliğimi. Abes sularda karşı dalgalara kürek çeken kayıkçının yorgunluğu var üstümde. 

Dünya karşısındaki güçsüzlüğüm yalnızlığa itmiş düşünce çırpınışlarımı. Zillerin bataklığında boğulan yön bilmezlerden yok farkım.

Fener arıyordum yolumu aydınlatmak için; elime keskin bir balta tutuşturdular: İş.

İç ezikliği zincirleriyle zindana atılmış mahkûmlardan farksız inleyip duruyorum karanlık boşluklara, bir ses duyma umudu ile. Ses yok. Kendi iniltimin yankısı çalan, kulaklarıma.

Bir fırıldağım; çevirenin elinde 360 derecelik dönüşlerle binlerce devir yapan. Döndükçe dünyayı daha bir bulanık, daha bir sisli ve boş gören.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...