27 Mart 2010 Cumartesi

Yol Senin Yolun

Sabah kalk. Kendini arındır kirlerinden. Yıkan. Tıraş ol. Dişlerini fırçala. Pantolon paçalarındaki çamur kalıntılarını çitile. Ayakkabılarını boya. Sıkı bir kahvaltı yap. Peyniri, zeytini, kızarmış ekmeği, balı, pekmezi veya reçeli unutma. Fazla demli çay içme. Yudumlayabileceksen yalnızca sıcak su iç. Tek başına. Sabahın serinliğini, yelini, esintisini yüzünde duy. Balkona çık elinde sıcak bardakla. Ağzında yaktığın günün ilk sigarası. Tepelerin uğultularını dinle. Köpek havlamaları, kuşların kanat çırpışları, otların arasından koşarak geçen fareler, kedilerin miyavlamaları.

Korkunun mu, haber vermenin mi, sevişmenin mi, saldırmanın mı tonlarını içeriyor sabah burnuna çalan kokular. Teneffüs et.

Farkına varmaya çalış, dikkatini keskinleştir: Şu taşı üç gün sonra saat üçte orada olduğunu hatırla örneğin. Gölgesini, biçimini, büyüklüğünü, üstüne konmuş sineğin nereyi seçtiğini, yanındaki çöpün saman mı, çam iğnesi mi olduğunu, kazı belleğine. Ayrıntıları topla ve bir şekilde tekrar kullanabileceğin varsayımı ile sakla beyin kıvrımlarının bir köşesine.

Defterlerini, kalemlerini düzenle. Giderken unutma buralarda. Nasıl bıraktığını unutma, kalemin ucunun nereye baktığını, defterin üstünde mi, yanında mı, unutma.

Yolda aklına gelenleri not et bir küçük deftere. Cebinde yaz da olsa kış da olsa eksik etme kalemi, kağıdı.

İnsanlar daha uyurken yap bunları.

Her yeni kişi seni senden alıkoyar. Unutma. Yalnız başına hazırlan.

Yol senin yolun.

Hiç yorum yok:

Eski Videolar

Eski videolara bakarken tuhaf bir duyguya kapılıyorum. O karelerde, artık olmayan bir dünyanın içinden bana bakan bedenler var: Şuh kadınlar...